Pine Beach E-Magazin

“YAZ ZAMANI”

Yeniden Merhaba,

Bu sayıdaki sorumuz, insan seyahat ederken en çok neleri merak ediyor?

Sizleri bilmiyorum ama ben tatil yaptığımda gittiğim bölgenin arka sokaklarını, insan davranışlarını hatta evlerinin kapılarını merak ediyorum. Ne yiyorlar,

ne içiyorlar, nasıl giyiniyorlar… Gülümsüyorlar mı? Somurtkan bir halk mı? Pencerelerinde Sardunya var mı? Yoksa menekşe mi koymuşlar? Ortalama bir aile nasıl yaşıyor? Doğaya ne kadar yakınlar ya da uzaklar? Geçim kaynakları nedir? Çevre düzenlemesi nasıldır? Para birimi nedir?

Hatta bazen sokaktan geçen değişik insanların yüzle- rini çekerim. Bazen arkadaki doğal dekorla, karşınız- daki insanın yüzündeki çizgilerin nasıl da aynı yönde ilerlediklerini farkeder ve şaşarsınız. Özellikle dağlık bölgelerde rastladığım bu fenomene ben “Bulunduğu bölgeyle bütünleşme” adını veriyorum.

Her ne kadar gitmeden önce merak ettiğimiz sorular hakkında araştırıp okusak da, ancak gerçeğiyle karşı- laştığınızda ortaya çıkan büyülü tabloyu görebiliyorsu- nuz. Ancak o zaman, yeryüzündeki herkesin görünmez bir bağ ile nasıl birbirine bağlı olduğunu anlayabili- yorsunuz.

Her günün insana, fark etsin ya da etmesin bir armağan sunduğunu düşünüyorum.

Bu yüzden bir seyahate gittiğinizde otellerinizden çıkın ve bulunduğunuz yerin kültürüne bir göz atın, orayla bütünleşin, içinize sindirin… Günün sonunda belki size sunacak bir armağanı vardır.

 

Anadolu’nun büyüleyen orkestrası

Anadolu, “Asya ve Avrupa kıtalarının birleşim noktasında yer alan stratejik konuma sahip bir kara parçasıdır.”

demek, Anadolu’nun ruhunu görmezden gelmek demektir. Anadolu aslında, birçok enstrümanı bir araya getirip ahenkle şarkı söyleyen bir orkestradır.

Geçmişinde yatan onlarca, yüzlerce medeniyetten bestelenerek dünyaya seslenen bu şarkılar Anadolu’nun topraklarına sinmiştir. Şarkıların hepsi, bir diğerine kardeş türkülerdir. Her bir şarkısında sevgi ve şefkat barındıran bu orkestranın şefi ise tarih boyunca Ana Tanrıca Kybele olmuştur. Kybele’ye eşlik eden melekler korosu ise çoktan yerini almıştır. Bir annenin şefkati ve koşulsuz sevgisiyle bağrına bastığı tüm medeniyetler, bugün bile üzerinde yürüdüğünüz bu topraklarda sizinle konuşur ve size geçmişin şarkılarını fısıldar. Bir an durun, yavaşlayın ve rüzgarın taa Urfa’dan, Göbeklitepe’den alıp kulaklarınıza bıraktığı hikayeyi dinleyin. Belki de Sümerler, Asurlar

ya da Hititler size seslenecek… Belki Truvalı Helen,

Truva topraklarında olmanızı kutlar gibi size bir rüzgar gönderecek, belki de Işığın taşıyıcıları olan Luviler ruhunuza dokunup sizi göz kamaştırıcı bir aşka uyandıracak… Selçuklu döneminde Anadolu topraklarında yeşeren ünlü şair Yunus Emre ve dünya hoşgörü timsali Mevlana’nın

bu topraklardan dünyaya seslenmeleri tesadüf değildir. Gökyüzünden alıp dünyaya veren, dans eden dervişlerin dansları henüz bitmedi… Onlar gitmedi…

Bugün adı Türkiye olan bu topraklar, kendinden önceki tüm kültürleri onurlandırarak, tıpkı atalarının bir zamanlar yaptığı gibi pek çok kültüre kalbini açmayı ve ev sahipliği yapmayı sürdürmektedir.

Anadolu, kalbinde büyüttüğü medeniyetlerin tüm sırlarını bilmekte ve sessizce bunları dünyayla paylaşmayı beklemektedir. O bilinmeyeni bilinir, anlaşılmayanı anlaşılır kılar.

Gün gelir, olumsuzluklar Anadolu’ya uğrasa da anne Kybele, kalbinden bir mucize doğurur… Tıpkı herbirimizi doğurduğu gibi… Ve ana tanrıça her dönem dünyayı yeniden kendine hayran bırakır. Göğsünden akan şefkat pınarlarıyla beslediği topraklardan, en çok şefkat dolu nesiller yeşerir ve ışık yeniden buradan yükselir.

Dünyaca ünlü medeniyetlerin Anadolu topraklarında olduğunu biliyor muydunuz?

Anadolu’da bin yıllar boyu değişik medeniyetler yer almıştır. O zamanlardan bugüne hatırladığımız birkaç medeniyete bir göz atalım.

Göbeklitepe, Çatalhöyük, Truva, Sümer, Komagene (Nemrut Dağı), Pamfilya, Perge, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Frigya, Kelt, Pers, Roma, gibi onlarca, belki yüzlerce medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.

İnsanlık tarihinin değişimi Göbeklitepe: Anadolu’nun doğusunda bulunan Şanlı Urfa ilçesinde yer alan Göbeklitepe kazılarının geçmişi günümüzden 12 bin yıl öncesine tarihlenmektedir. Dünyaca ünlü arkeologlar bu kazıda elde edilen bulguların insanlık tarihinde pek çok konuyu değiştirebileceğine işaret ediyorlar. Arkeologların dediğine göre, şu ana kadar yeryüzünde, tarihsel olarak Göbeklitepe bulgularından daha geriye giden bir yerleşim bulunmamaktadır. Alman dergisi “Der Spiegel”in, 2008 yılında yayınladığı araştırmada bu bölge Adem ve Havva’nın yasak elmayı ısırmadan önce yaşadıkları cennet olarak anlatılıyor.

Sanatçı Çatalhöyük: Göbeklitepe buluntularından önce insanlık tarihinde yerleşik toplumsal hayata ilk geçilen ve 9000 yıl öncesine kadar tarihlenen Çatalhöyük, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelerin de başlangıcı olmuştur. Çatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosu’nda bugünkü Konya sınırları içerisinde yer almaktadır. Yetkili arkeologlar bu bölgedeki en ilginç bulgunun, evlerde, günlük hayatta kullanılan eşyaların üzerinde bolca bulunan sanat eserlerinin olduğunda hem fikir. Göbeklitepe’de ise sanat eserleri tapınakların duvarlarında ve sütunlarında yer alıyor.

Ünlü At, Truva: Truva ya da Troya olarak bilinen bölgenin Anadolu’daki adı Vilusa ya da Trusvisa’dır. Türkiye’nin kuzey batısında Kaz Dağı (Antik İda Dağı) eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer almaktadır. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada’da bahsi geçen ve Paris’in Helen’e olan aşkıyla başlayan Truva Savaşı’nın gerçekleştiği antik kenttir. 1870’lerde Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından Tevfikiye köyü civarında keşfedilen antik kentte pek çok eser çıkarılmıştır. Bir kısmı Türkiye, Almanya ve Rusya’dadır. Truva, 1998 yılından beri Dünya Miras Listesi’nde, 1996 yılından beri de Millî Park statüsündedir.

1500 yıl hüküm süren Sümerler: Sümerler, tarihte bilinen en eski uygarlıklardan biridir. Mezopotamya coğrafyasında kurulan Sümerler, birçok uygarlıkla da yakın ilişki halinde olmuşlardır. Mezopotamya coğrafyası ve Anadolu’nun tamamı Medeniyetler Beşiği olarak bilinmektedir. Güneydoğu Anadolu´dan başlayarak, Basra Körfezi´ne kadar uzanan, Dicle ve Fırat Nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir.

Anadolu’nun yerli halkı Hattiler: Hatti’ler MÖ. 3 bin yılına tarihlenmektedir. Anadolu’nun yerli halkı olarak kabul edilirler. Hatti’lerden sonrasına tarihlenen Hititler ise kendilerini onların devamı olarak tanımlar.

Kadim Demokrasiyi başlatan Hitit: Tarih sahnesine çıkışıyla birlikte ilkleri de beraberinde getiren Anadolu medeniyetlerinden Hititler, aynı zamanda gelecek nesillere bir demokrasi dersi niteliğindedir. Anadolu’da yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu bulunan kil tabletlerden anlaşıldığı üzere daha sonraları devletin m e r k e z i  olan Hattuşaş MÖ 2500-2 0 0 0 yılları arasında Kuzey Kapadokya ve Orta Karadeniz bölümünde k u r u l m u ş  " H a t t i  Ülkesi” olarak bilinirdi.

Işık insanları Luviler: Luviler Anadolu’nun yerli halklarından biri olarak bilinmektedir. Luviler, “Işık İnsanları” ya da “Işığı Getirenler” olarak bilinmektedirler. Luviler’in dili Luvice olup, Anadolu ve dünyada bilinen en eski dildir Bu aynı zamanda, Hititler’in hiyeroglif yazılarında kullandıkları dildir. Mısır ve Girit hiyeroglif yazısından farklı olan bu hiyeroglif yazısı daha çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi büyük yazıtlarda kullanılmıştır.

Parayı bulan Lidyalılar: Lidyalıların parayı bulan ilk uygarlık olduğu iddiaları olmakla birlikte, para kullanımı daha eski medeniyetler olan Sümerler’de ve Mısır’da da vardır. Resmi makamlarca onaylanmış gümüş gibi değerli metallerin ve belirli ölçekteki arpa gibi tahılların kullanımı ilk parasal ögeler sayılabilir. Ancak günümüzdeki anlamına yakın kullanım Lidyalılara atfedilir. Herodot, Lidyalıların gümüş ve altın madeni parayı ilk defa kullandığını yazar. Başka deyişle Lidyalılar zaten var olan para sisteminin aracı olarak altın ve gümüşü tercih eden ilk uygarlıktır.

Müzisyen Frigyalılar: Balkanlardan geldikleri sanılan Frigler, Anadolu’ya MÖ. 1200 yılında gelmişlerdir. Anadolu’daki en ilginç uygarlıklardan biridir. Bugün Eskişehir, Küthaya ve Afyon şehirlerinin bulunduğu bölgeye yerleşmişlerdi. Figler müzik konusunda çok gelişmişlerdi. Özellikle Flüt ve Simbal gibi müzik aletlerini keşfetmişler. Ayrıca tarihte bilinen ilk çengelli iğne (Fibula) tasarımını da gerçekleştirmişlerdir. Frig Kralı Midas’ın mezarı bugün Ankara Polatlı’da yer almaktadır.

Komagene (Nemrut Dağı): Bugünkü Adıyaman ilçesinde bulunan Komagene Uygarlığı Kalıntıları görenleriyüzyıllardan beri kendine hayran bırakıyor. Yunancada “Genler topluluğu” anlamına gelen Komagene MÖ.109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuştur. Kral Nemrut’un babasının geçmişi Pers Krallarından, Krallar Kralı Darius’a dayanmaktadır. Annesi ise ünlü Makedon Komutan İskender’in akrabasıdır. Yunanca “Genler Topluluğu” anlamına gelen Kommagene, ismiyle bağdaşırcasına, Grek ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallıktır Rivayet o dur ki, kral güneşin bile kendisinden yüksekte olmasına tahammül edemediği için bugünkü Adıyaman’da bulunan 2150 metre yüksekteki krallığını kurmuştur.

 

Türkiye’nin en gözde Turizm ve Golf merkezi

Belek, Serik ilçesine bağlı bir beldedir. Yerleşik halk geçimini turizmden ve tarım arazilerinden kazanır. Serik ilçesinde toplam 2 tane belde vardır; Kadriye ve Belek. İki yer de turizm açısından gelişmiş oteller barındıran bir beldedir. Beldenin sembolü haline gelen Saat Kulesi şehrin tam ortasında bulunmaktadır. Bulunduğu yerde salı günü

meyve ve sebze pazarı kurulur.

Düz kıyıları olan şehir, otel zincirlerinin dikkatini çekmiş ve beldeye ağırlıkla büyük oteller kurulmuştur. Toprak örtüsü olarak ovaları ile yaşayan halkın turizm dışında da bir geçim kaynağı olmasını sağlamıştır.

8 Km sahil kıyısı bulunmaktadır. Şehir merkezinde birçok deri mağazası, süper market, kuyumcu, restoran ve eğlence merkezi bulunmaktadır. Merkezde bir tiyatro, şelale ve bir cami bulunmaktadır. Pazar günleri ise burada pazar kurulmaktadır. Belek sadece Türkiye’nin turizm kenti olmasının dışında Türkiye’nin golf merkezi olarak ta bilinir ve Dünyaca ünlü golf kulüpleri buraya kamp amaçlı gelir. Golfun yanı sıra dünyaca ünlü futbol, basketbol ve tenis takımları da Belek’i kamp alanı olarak kullanırlar.

Belek ve Kadriye’nin sahillerinde birçok aktiviteye katılabilir ve tatilinizi hiç sıkılmadan geçirebilirsiniz.

Uzun sahil şeridi, benzersiz doğa örtüsü, çam ormanları, ulaşım kolaylığı ve golf sahalarıyla Belek…

Doğal güzellikleri, tarihi değerleri ve golf tesisleriyle son zamanların popüler tatil beldelerinden olan Belek, Antalya‘nın Serik ilçesine bağlıdır ve Akdeniz kıyısındadır.

Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından tercih edilen Belek, MS 2. yy’dayerleşimyeriolarak ilk kez Bergama Krallığına bağlı halkın tercih ettiği bir yöre olmuştur. Daha sonrasında Batı Trakya Türkleri ve Girit Türklerine yurt olmuştur Belek. 1980’li yıllarda keşfedilerek, turizm yatırımcılarının dikkatini çeken ve hızla gelişerek bir turizm cennetine dönüşen Belek, dünyanın tanıdığı bir tatil beldesi konumundadır günümüzde. Ilıman iklimi sayesinde dört mevsim tatil için tercih edilen Belek‘te yazların sıcak ve kurak, kışların ise ılık ve yağışlı geçtiği Akdeniz İklimi hüküm sürmektedir.

Turizmciler tarafından keşfedilmeden önce balıkçılık, pamuk ve tütün yetiştiriciliği ve sığırcılıkla geçimlerini sağlayan Belek halkı, son zamanlarda geçimini turizm ve tarımdan sağlamaktadır.

Belek‘e geldiğinizde 100’den fazla kuş türüne ve 600 civarındaki farklı güzellikteki bitki türüne de ev sahipliği yapan ve yedi küçük göleti olan doğa harikası Kurşunlu Şelalesini ve arkasına gizlenmiş mağarayı, Belek’e sadece 8 km uzaklıktaki tarihin en iyi korunmuş Roma tiyatrosu olan görkemli Aspendos ve yakınlarındaki yine Roma Dönemine ait Aspendos Su Kemerlerini, MÖ 1500lü yıllardan günümüze ulaşan bir Hitit mirası olan tiyatrosu, hipodromu, Roma kapısı, hamamı, agorası, sütunlu caddesi, dükkanları ve Akropolü ile Perge Antik Kentini, 2004 yılında açılan ve Cami, Kilise ve Sinagogu bir bahçede buluşturan Dinler Bahçesini, Mavi Bayraklı Belek Plajlarını ve Belek’ten sadece yarım saatlik bir yolculukla ulaşabileceğiniz mesafede bulunan Antalya ve Alanya’yı gezip görebilirsiniz.

Bu tarihi ve doğa güzellikleri gezip görmenin dışında, temiz havada, yemyeşil tepeler üzerinde yürürken eğlenip, stres atarak ve dinlenerek golf yapabilirsiniz. Görülmeye değer, ulaşımı kolay Kurşunlu Şelalesi yakınlarında enfes doğanın tadını çıkarıp, piknik yapabilir, Köprülü Çayı’nda rafting yapabilir, usta aşçıların mutfağından çıkan birbirinden lezzetli, yemekleri afiyetle yiyebilir, Mavi Bayraklı Belek Plajlarında temiz denizin ve kumsalın tadını çıkararak, hoşça vakit geçirebilirsiniz.

Belek Konumu:

Doğal güzellikleri, tarihi değerleri ve golf tesisleriyle son zamanların popüler tatil beldelerinden olan Belek, Antalya’nın Serik ilçesine bağlıdır ve Akdeniz kıyısında konuşlanmıştır. Havaalanına 35 km Antalya’ya 45 km uzaklıktadır.

Belek’te Görülmesi Gereken Yerler:

•100’den fazla kuş türüne ve 600 civarındaki farklı güzellikteki bitki türüne de ev sahipliği yapan ve yedi küçük göleti olan doğa harikası Kurşunlu Şelalesi ve arkasına gizlenmiş mağara,

•Belek’e sadece 8 km uzaklıktaki tarihin en iyi korunmuş Roma tiyatrosu olan görkemli Aspendos ve yakınlarındaki yine Roma Dönemine ait Aspendos Su Kemerleri,

MÖ 1500’lü yıllardan günümüze ulaşan bir Hitit mirası olan Perge Antik Kenti,

•2004 yılında açılan ve Cami, Kilise ve Sinagogu bir bahçede buluşturan Dinler Bahçesi, Mavi Bayraklı Belek Plajları, sadece yarım saatlik bir yolculukla ulaşabileceğiniz mesafede bulunan Antalya ve Alanya.

Belek’te Muhakkak Yapılması Gerekenler:

•Temiz havada, yemyeşil tepeler üzerinde yürürken eğlenip, stres atarak ve dinlenerek golf yapabilir,

•Görülmeye değer, ulaşımı kolay Kurşunlu Şelalesi yakınlarında enfes doğanın tadını çıkarıp, piknik yapabilir,

•Tiyatrosu, hipodromu, Roma kapısı, hamamı, agorası, sütunlu caddesi, dükkanları ve Akropolü ile Perge Antik Kentini gezebilir,

•Köprülü Çayı’nda rafting yapabilir,

•Günlük turlarla Alanya, Antalya ve Manavgat Çayı’na gidebilir,

•Bar ve diskolarda sabahlara kadar eğlenebilir,

•Mavi Bayraklı Belek Plajlarında temiz denizin ve kumsalın tadını çıkararak, hoşça vakit geçirebilir,

Belek Yemek Kültürü:

Usta aşçıların mutfağından çıkan birbirinden lezzetli, lezzetli oldukları kadar da göze hitap eden enfes yemekleri bulabileceğiniz Belek’te kesinlikle aç kalmazsınız. Her zevke ve keseye uygun Alabalık’tan, pizzaya pek çok yemek çeşidi bulunmaktadır.

 

“Sürekli”Misafirlerimiz Kırlangıçlar

İlk baharın gelmesiyle birlikte, otellerin “sürekli” misafirleri olan kırlangıçlar, 12 bin kilometre uzaktan, Afrika’dan ülkemize göç ettiler. Yorgun bir uçuşun ardından tesisimizde bulunan, geçen yıldan kalma yuvalarında yol yorgunluklarını atan kırlangıçlar ilk günlerini, 1 yılın yuvalarında yarattığı küçük hasarları tamir ederek geçiriyorlar. Dişileri de erkekleri

kadar yuva yapımında görevli.

Sonrasında yavrularını burada çıkarıp, yaz aylarında onlara uçmayı öğretecekler.

Sonbahar geldiğinde ise, tıpkı diğer misafirlerimiz gibi dinlenmiş olarak buradan ayrılıp, yine binlerce kilometrelik Afrika yollarına düşecekler. Bu yolculuk, binlerce yıldır süregelen, müthiş bir mücadele örneğidir.

Kırlangıçlar, insana yakın yaşayabilen bir canlı türü olduğu için mağara yaşamından bu yana onunla etkileşimimiz olmuş. Hatta ondan çok şey öğrendiğimizi söylersek abartı olmaz. Gerçek şu ki, insanoğlunun ilk mimari projesini kırlangıçlar çizmiştir. Onların yuvalarını yapış şekli, mağaralarda, kaya sığınaklarında yaşayan insanlar için bir model olmuştur. İnsanoğlunun ilk yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük’teki, tepeden girişli ve birbirine bitişik kerpiç evler buna en güzel örnektir.

Tesisimiz için Büyük Şans

Günümüzde pek çok turizm tesisini kendine yer tutmuş olan kırlangıçlar, bizim tesisimizde de bulunmaktadır. Bu yazı için araştırma yaptığımda kırlangıçların bulunduğu ortamların temiz hava sahası olarak işaret edildiğini öğrendim. Aynı zamanda, yaz aylarında çoğalan sinek ve uçan böcekler gibi canlıların rahatsızlık verecek boyutta çoğalmalarını engelleyen önemli bir unsur oldukları da ortaya çıktı. Ayrıca çevrenizde dans eder gibi dönerek uçmaları bambaşka bir keyif veriyor.

Tesimizde yaşayan Kırlangıçlar

Kırlangıçlarımızın en yoğun Club kısmındaki yüksek çatılar ve otopark çatısının altına yuva yapmışlardır. Onlarla birlikte yaşıyor olmaktan çok mutluyuz. Her yıl yine gelmeleri için yuvalarına kesinlikle dokunmuyoruz. Hem çevre dostu bir otel olduğumuz, hem de Anadolu kültüründe yuva yıkmanın günah olduğunu bildiğimiz için tesisimizin sürekli misafirlerine kapımız her yıl açık kalacak.

 

KIRLANGIÇLAR

Çok soğuk havalar dışında dünyanın her yerinde yaşamaları mümkün olan kuşlardandır. 10-23 cm civarlarında boyları olup, geniş ve sivri kanatlı, oldukça çatalkuyruklu ve ötücü kuşlardır. Göçmen kuşlar kategorisindedirler. Yuvalarını çamurdan yaparlar ve yaklaşık 100 türü bulunmaktadır.

 

Biz Tatile Gidiyoruz…

“İşte büyük gün!” dedi Anne. Sonunda tatile gidiyoruz. “Hadi çocuklar çabuk toparlanın, uçağı kaçırmak istemeyiz.”

Yeryüzüne serpiştirilmiş ortalama, dört kişilik ailelerden birinde büyük bir sevinç vardı.

Anne, babaya seslendi, “Bavulları alır mısın canım!” Baba, son işlerini de hallettikten ve bilgisayarını çantasına yerleştirdikten sonra, koşarak bavulları almaya gitti. Her şey hazırdı, artık gidebilirlerdi. Bir taksiye bindiler ve neşe içinde havaalanına gittiler. Yol boyunca 6 yaşındaki kızları ve 10 yaşındaki oğullarının sorularını cevapladılar. “Anneeee, Aquapark var mı, biz eğlenebilecek miyiz?” gibi sorular soruyorlardı… Son 10 gündür sordukları sorulardı. Baba ise ön koltukta şoförün yanında oturmuş hayal kuruyordu. “Koskoca iki hafta tatil... İş yok yani… Şöyle rahat bir şezlonga uzanıp, öylece kalacağım… Yemek yemek için bile kalkmayabilirim.” diye geçirdi içinden gülümseyerek. Arka koltukta çocuklarıyla oturan Anne ise artık onların gürültüsünü duymuyordu. O da çoktan tatil hayallerine dalmıştı. “Çamaşır yok, bulaşık yok, yemek pişirmek, ütü yapmak yok. Koskoca iki hafta üstelik… Bir de cilt bakımı ve masajı da ekledik mi… Şahane olacak.” Herkes sessizce farklı hayaller kuruyordu ki, arabanın durmasıyla gerçekliğe döndüler.

Tüm aile taksiden indi ve herkes kendi bavulunu aldı. Hızla kontrol noktalarından geçtikten sonra uçağa bindiler.

Biz Tatile Gidiyoruz…

Üç saatlik konforlu ve sessiz bir uçuş sırasında ailedeki heyecan yerini dinginliğe bırakmıştı. Baba, içindeki neşeyi dizginleyerek, hostesten eşi ve kendisi için birer kadeh soğuk beyaz şarap istedi. Baba şarap kadehlerini hostesin elinden alırken kocaman bir gülümsemeyle “Biz tatile gidiyoruz.” Dedi, kendi de söylediklerine şaşmıştı. Heyecanlı bir çocuk gibi bir çırpıda ağzından çıkmıştı. Hostes sıcak bir gülümsemeyle onların yanından ayrılınca Anne, elindeki kadehle babaya dönüp “Tatilimize içiyorum.” dedi. Bu arada çocuklar bindiklerinden beri cam kenarını kapmak için kavga ediyorlardı.

Pilot, Antalya havaalanına inmek üzere olduklarını anons edince çocuklar da diğer yolcular gibi toparlandılar.

Antalya’ya indiklerinde alışmadıkları sıcak havayla birlikte esen tatlı, serin bir rüzgar onları rahatlattı.

Büyük bir transfer aracı gelip onları aldı ve doğru Belek’de bulunan 5 yıldızlı Pine Beach oteline götürdü.

Otele varış…

Otele geldiklerinde resepsiyonda hiç beklemeden, güler yüzlü insanların yardımıyla girişlerini yaptılar.

Odalarına yerleştiler. Yorgundular ama tesisi keşfetmekten vazgeçecek kadar değil.

Uzun bir keşiften sonra gördüklerinden memnun kalarak restorana gittiler. Hem çocukları hem de kendileri için bir şeyler bulmakta hiç zorlanmadılar. Özellikle de meyve büfesinde buldukları çilek, kiraz, muz, gibi meyvelerin bolluğu çok hoşlarına gitmişti. Odalarına gidip günün kısa bir yorumunu yaptıktan sonra erkenden uyudular.

Tatilin İlk günü

Baba, uzun uyuyabilen biri değildi. Güneş uyandıktan hemen sonra o da uyanmıştı. Sessizce giyinip odadan çıktı ve kahvaltıya geçti. Kahvaltısını açık büfeden aldıktan sonra restoranın, Akdeniz’in uçsuz bucaksız mavisine bakan terasına oturdu. Uzun süre manzarayı izlemeye dalmıştı ki, bir garsonun “Ne içmek istersiniz efendim?” diye sormasıyla, hayallerinden ayrılıp terasa döndü. Gülümseyen, temiz giyimli kibar garsona “Sade kahve lütfen.” dedi. Sipariş ettiği kahvenin kokusu kendinden önce geldi ve babanın sessizce gülümsemesine sebep oldu. “işte keyfim tamamlandı.” diye geçirdi içinden. Akdeniz’i seyrederek uzun uzun kahvaltı etti. Bitirmesine yakın 6 yaşındaki kızının restoranın terasında scooteriyle kendisini aradığını fark etti. Neşeyle küçük kızına doğru koştu ve onu kucakladı. Oturduğu masaya bıraktı ve burada beklemesini söyledi. Kızının yanından ayrılıp anne ve oğulu bulmaya gitti. Onlar da yemeklerini almışlar ve terasa yönelmişlerdi. Karşılaştılar ve herkes gülümseyerek birbirine “Günaydın.” dedi. Onlar terasta kahvaltılarını ederken baba, bir fincan kahveyle onlara eşlik etti. Ne yapacaklarını planladılar. Anne, “Ben hemen sahilde bir şezlonga uzanıp öylece kalmak istiyorum.” dedi. Baba, “Bunu yaparken ben de sana eşlik etmeyi düşünüyorum canım .”diye ekledi.

Çocuklar bir birlerine bakarak, aynı anda konuşmaya başladılar, gürültülü bir biçimde, biri konuşmasını bitirmeden diğeri konuşuyordu. “Biz mini club’a gideceğiz… Oradaki küçük hayvanat bahçesini de çok merak ediyorum... dev bir aquaparkı var…”

Anne, gürültüye bir son vermesi gerektiğini düşünerek onları susturdu. “Anlaşıldı. Önce siz iki kardeşi Mini club’a bırakacağız, sonra da biz keyfimize bakacağız.” dedi.

Pino Çocuk Kulübü

Çocukları çocuk kulübüne bırakmak üzere yola çıktılar. İlk gün keşif gezisi yaparken bu kısmı görmemişlerdi. Dev bir aquaparkı ve mini bir hayvanat bahçesini, küçük bir macera parkını ve el becerilerini geliştirebilecekleri bir sanat stüdyosunu (art studio) içine alan Pino Çocuk Kulübü onları gerçekten etkilemişti. Çocuklar hemen gidip kayıt işlemlerine başladılar. Anne babaları arkalarından yetişip telefon numaralarını ve imzaları verdiler. Anne, çevreyi inceleyip “Güvenli görünüyor, içim şimdilik rahat.” dedi. Baba, “O zaman biz de tatilimize başlayalım.”

İş Yerinden Gelen Tatsız Telefon

Anne ve baba uzun fıstık çamlarının olduğu orman yoldan el ele sahile indiler ve kumsaldaki şezlonglardan birine uzandılar. Tam rahatlamışlardı ki, Babaya bir telefon geldi. Hemen bilgisayarını açması ve bir iş halletmesi gerekiyordu. Baba, odaya gidip bilgisayarını almak üzere, söylenerek şezlongundan kalktı. Yarım saat sonra döndüğünde elinde bilgisayarı da vardı. Anne, hayal kırıklığına uğramış bir şekilde,“N’oldu, çalışmaya burada da mı devam edeceksin?” diye sordu. Baba, sıkılmış bir ifadeyle, “Hayır. Fakat, yine lazım olursa, odaya gitmek için o kadar yürümeyeyim diye getirdim.” dedi. Anne, onu uyardı, “Evet, ama ya pili biterse burada şarj etmek için bir priz bile yok. Bence boşuna getirdin.” dedi.

Yabancı Bir Adam

O sırada, bulundukları şezlongun tepesinden bir fısıltı geldi. Tanımadıkları, orta yaşlı bir adam onlara gülümseyerek bakıyor ve “Buyurun, burada priz var. Bunu kullanabilirsiniz isterseniz.” dedi.

Otelin Pavillionlarından birinde ailesiyle birlikte kalan adam samimiyetle yapmıştı teklifini... Baba hayretle adama sordu, “Bu pavillionlarda priz de mi var?”

Küçük kızı, Pavillionda öğle uykusuna yatmış adam, biraz sessiz olmalarını işaret ederek, “Evet.”dedi.

Baba, şezlongundan kalkıp, Pavillion’u inceledi. İçinde bir mini bar, priz, kasa ve telefon vardı. Ayrıca belli aralıklarla atıştırmalık, içecek ve soğuk havlu servisi vardı. “ Harika!” diye geçirdi içinden.

Kısık bir sesle adama sordu, “Pavillionların rezervasyonunu nereden yapabilirim?”

Orta yaşlı adam, “Misafir İlişkileri Servisinden…” dedi.

Baba, içtenlikle teşekkür edip Anneye döndü. Muzipçe gülümseyerek, “Tatilimiz gittikçe güzelleşiyor.” dedi, gizemli bir ifadeyle.

Babanın Büyük Sürprizi

Ertesi gün Baba, tüm aile kahvaltıya giderken yanlarından ayrıldı ve Misafir ilişkileri departmanını sordu. Samimiyetle gülümseyen görevli onu hemen ilgili kişiye götürdü. Misafir ilişkileri sorumlusu 5 dakika sonra kendisine 2 haftalık rezervasyonunun tamamlandığını söyledi. Sorumlu ayrıca, Kasik Plus oda tipini tercih ettiklerinde, Oda + Pavillion paketi alabileceklerini söyledi. Baba, bilgilendirme için teşekkür ederek hızla, ailesinin yanına kahvaltıya koştu. Onlara sürpriz yapacaktı. Anne merak edip sordu, “Neredeydin, bir anda kayboldun yanımızdan?”

Baba, muzip bir gülümsemeyle, size bir sürprizim var dedi ve kahvaltısına döndü. Diğerleri merak içinde birbirlerine baktılar. Fakat kimse bir şey demeden kahvaltısını bitirmeye çalışıyordu.

Kahvaltı sonrası Baba, onları rezerve ettiği 9B numaralı Pavillion’a götürdü. “İki hafta boyunca burası bizim.” dedi, gülümseyerek. Çocuklar tam olarak buranın neden bu kadar mutluluk verici olduğunu henüz anlamamışlardı ancak Anne çok mutlu oldu.

Pavillionda kaldıkları süre içinde, ne Anne ne de Baba denize girmek dışında Pavilliondan kalkmadılar, saat başı yapılan soğuk içecek, kahve ve atıştırmalık servisleri ruhlarını şımartmaya ve dinlendirmeye yetmişti. Çocuklar ise günlerinin çoğunu Pino Çocuk Kulübünde geçiriyorlardı. Sadece yorulduklarında, ya da anne babalarını özlediklerinde, sahilde kaldıkları Pavilliona geliyorlardı.

Artık Gitme Zamanı

İki haftanın sonunda, gitme vakti geldiğinde herkes çok üzülmüş. Çocuklar dahi, istemeye istemeye, sessizlik içinde toplamışlar bavullarını. Sessizliği bozan Anne oldu. “Bugüne kadar, bu kadar dinlendiğim bir tatil daha yaşamadım. Benim için çok keyifliydi.” dedi. Baba, ve çocuklar da hep bir ağızdan “Bizce de” diye bağırdılar.

Anne ve çocuklar resepsiyona gidip çıkış işlemlerini yaparken baba son kez odayı kontrol ediyordu. Bir şey unutmamışlardı.

Odanın kapısını bir daha açmamak üzere kapatırken, son kez başını çevirdi ve odaya baktı. İçinden odayla vedalaşır gibi “Hoşçakal 1543, seneye bugün yine geleceğiz. Bizi unutma.” dedi ve çıkış işlemlerini tamamlamak üzere ailesinin yanına gitti.

 

Deniz suyu havuzumuzu keşfettiniz mi?

İnsanoğlu bin yıllar boyu deniz suyundan şifa ve güzellik elde etmiştir. Pek çok farklı kültürde ortak özelliklerden biri olarak karşımıza çıkan deniz suyundan faydalanmak modern araştırmalar sonunda da onaylanmıştır. Deniz suyunun içeriğinde yer alan onlarca mineral, yosun ve yararlı bakterilerin insan sağlığına ve güzelliğine olan faydaları artık tartışılmaz bir gerçek. Tesisimiz yakın zamanda yaptığı büyük ölçekli bir yatırım ile siz değerli misafirlerimize arıtılmış deniz suyu havuzu tesis etmiştir. Bir adet büyük deniz suyu havuzumuzun yanı sıra çocuk havuzlarımızdan biri de deniz suyu ile doldurulmuştur.

Denizsuyundan faydalanmak istiyorsunuz ama…

-Yosunlar canlanıp beni ele geçirebilir gibi bir fobiniz vardır. Bugüne kadar bunun olduğunu duymasanız da böyle bir fobiniz olabilir.

-Çocuklarınız havuzda yüzmek istiyordur fakat hassas ciğerleri olduğu için klorlu su rahatsız ediyordur. Deniz suyu havuzu tam onlara göre.

-Kumların akıllı telefonunuzu bozmasından korkuyorsunuzdur. Öyle ya tatilde telefonunuz olmazsa ne yaparsınız? Havuz başında, elinizde kokteyle selfie çekip arkadaşlarınızı kıskandırmazsanız o tatil, “Tatil” sayılmaz.

-Güzelliğinize güzellik katmak için deniz suyunu tercih ediyorsunuz ancak yüzdüğünüz suyun dibinde gezen canlılar olması ihtimali sizi ürkütüyordur.

-Çocuğunuzun deniz suyundan faydalanmasını istiyorsunuz ama sürekli onu gözlem altında tutabileceğinizden emin değilsiniz. “Çocuğum denize girecek diye, ben başında beklemek zorunda olmak istemiyorum. O deniz suyundan faydalanırken ben konfor içerisinde oturup onu izleyebilmeliyim. Sonuçta ben de tatildeyim. ” diye düşünüyor olabilirsiniz.

Bütün bu sebepler ve aklımıza gelmeyen pek çok sebepten dolayı siz ve çocuklarınız, Akdeniz’in derinliklerinden çıkardığımız kaliteli deniz suyu havuzlarımızdan faydalanabilirsiniz.

Deniz suyu havuzlarımızın özellikleri:

• Deniz Suyu havuzlarımızdaki deniz suyu, 400 m açıktan ve 3m derinlikten elde edilmektedir.

• Kendi cazibesiyle depolarımıza gelmektedir. Burada mineralleri korunarak arındırılıp ısıtıldıktan sonra hizmetinize sunulmaktadır.

• Deniz suyu olan çocuk havuzumuz ise doğrudan güneş kollektörleri tarafından ısıtılmaktadır.

 

Pino Çocuk Krallığı

Selina’nın Maceraları

Çocukların ve çocuk kalanların en çok zaman geçirdiği 2000 metrekare alan üzerine kurulmuş Pino Çocuk Krallığı, kendisinden faydalanmak isteyen herkese kapılarını sevgiyle açıyor. Profesyonel gözetmenlerin eşliğinde çocukların güvenle eğlendiği bu mekan gündüz aktiviteleri ve suparkının yanı sıra akşamları da çocukları sahneye davet ediyor. Çocuklar 20:30’da başlayan mini disko sırasında dans ederek medeni cesaretlerini sergileme ve geliştirme imkanı bulurken topluca dans

etmenin de keyfine varıyorlar.

Pino Çocuk kulübümüzün bünyesinde bir Su Parkı, Bebekler için oyun ve uyku odası olan VIB Club, çocuklar için oyunlar ve el becerilerini geliştirici aktiviteler ve bir Hayvanat Bahçesi bulunmaktadır.

Pino Çocuk Krallığında her yaştan çocuk için aktivite yer almaktadır. Gelen her çocuk buradan mutlu ayrılır.

SU PARKI (Aquapark)

8 adet kaydıraktan meydana gelen su parkımız heryaştançocukiçindüşünülmüştür. Yetişkinler ve büyük çocuklar için yapılan kaydırakların yanı sıra küçük çocuk havuzuna uygulanmış mini su kaydıraklarımız da mevcuttur.

VIB CLUB

Very Important Baby (Çok Önemli Bebek) anlamına gelen kulübümüzde 0-3 yaş çocuklarına yönelik oyuncaklar ve faaliyetler yer almaktadır. Dilerse ebeveynler çocuklarıyla birlikte bebek kulübümüzde zaman geçirebilir ve onları burada bulunan uyku odalarında uyutabilirler.

MINI HAYVANAT BAHÇESİ

Pino Çocuk Krallığının içerisinde yer alan mini hayvanat bahçemizdeki kuşlar ve diğer hayvanların yanı sıra minyatür keçilerimiz ziyaretlerini beklemektedir.

ÇOCUK KULÜBÜ FAALİYETLERİ

Çocuk kulübümüzde, 5-12 yaş çocuklarına yönelik el becerilerinin gelişiminden tutun da sorumluluk alma ve paylaşma gibi duyguları geliştirmeye yönelik oyunlara kadar pek çok aktivite yapılmaktadır. Kurabiye ve Pizza yapmak da bunlara dahil!

PINO ÇOCUK KRALLIĞI RESTORANI

Başta da sözünü ettiğimiz gibi çocuklarınız Pino Çocuk Krallığında o kadar Mutlu olacaklar ki, yemek yemek için bile bu krallığın sınırlarından çıkmak istemeyecekler. Biz de bu durumu göz önünde bulundurarak Krallığımızın snırları içerisine bir de restoran inşaa ettik. Böylece çocuklar ve ebeveynleri öğle yemeği saatinde de buradan ayrılmak zorunda kalmayacaklar.

MİNİ ÇİÇEK BAHÇESİ

Minik misafirlerimizin doğa sevgisini ve sorumluluğunu pekiştirmek için onların diktiği çiçeklerden oluşan küçük bir çiçek bahçemiz bulunuyor. Burada çocuklar mini club görevlilerinin gözetiminde çiçek dikiyorlar.

Tesisimiz çalışanlarından Yönetim Kurulu Başkanı Asistanımız İdil Öztürk BAŞARA da tesisimizde güzel zaman geçiren çocuklardan esinlenerek çok keyifli bir hikayeler dizisi ele aldı ve onları kitaplaştırdı. Geçtiğimiz aylarda basımı gerçekleştirilen “Selina’nın Okul Macerası” ve “Selina’nın Yaz Tatili Macerası” nın ardından serinin 3. Kitabı olacak olan “ Ormanımızı Kurtarıyoruz” da basım aşamasına gelmiş durumda.

Bu güzel çalışmasına istinaden İdil hanımı size tanıştırmak istiyoruz. Daha önce başka bir mecrada yayınlanan röportajını size sunmak isteriz.

İdil Öztürk BAŞARA, Assistant of the Chairman of the Board of Directors, was inspired by the children who had a good time in our resort and wrote a series of very pleasant stories and collected them in a book. After the story books “Selina’s School Adventure” and “Selina’s Summer Holiday Adventure” which were published over the past several months, “We Save Our Forest”, which will be the third book of the series, is ready for publishing.

We would like to introduce Mrs. Idil to you due to this beautiful work. We would like to present you an interview with her published in another issue before.

1-Öncelikle okuyucularımız sizi biraz tanımak isteyecektir. Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Eskişehir doğumluyum. Babam Türk

Hava Kuvvetlerinde subay olduğu için Türkiye’nin birçok ilinde gezdikten sonra tekrar Eskişehir’e tayinimiz çıktı ve liseyi de Eskişehir Anadolu Lisesinde tamamladım. Daha sonra Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilikbölümündenmezun oldum. Maritim Pine Beach’de yaklaşık 15 yıldır Yönetim Kurulu Başkanı Asistanı olarak çalışıyorum. Yazdığım toplantı notlarının bir gün işime yarayacağını biliyordum :)

Nehir isminde 13 yaşında bir kızım var. Benim ilham perim. Nehir’in doğumuyla birlikte ben de çocukluğuma geri döndüm ve içimdeki küçük kız çocuğuyla tekrar buluştuk. Sanırım yazmak için çocuk kitabını tercih etmemde de bu rol oynadı.

2-Peki neden çocuk kitabı yazmak istediniz? Selina karakteri aklınızda nasıl şekillendi?

Evet aslında haklısınız. Otelcilik ile bir birinden oldukça

farklı işler :) Tam bir kitap kurduyum aslına bakarsanız. Kitap okumadan geçirdiğim gün sayısı çok azdır. Anneannem ve dedem cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerindendi. Bize kitap okuma alışkanlığını öyle bir işlediler ki ablamla her gittiğimiz şehirde ilk iş kütüphaneye üye olurduk.

Nehir doğduktan sonra ona her akşam ama istisnasız her akşam kitap okudum, masallar anlattım. Anne olduktan sonra masalları ve kitapları çok farklı bir gözle, farklı bir akıl süzgeciyle okumaya anlatmaya başladım. Dünya klasikleri korkunçtu. Pamuk Prensesin üvey annesinin yaptıkları, çocuğunu öldürmeye çalışması, hatta avcıya kalbini sök diye emir vermesi… Hansel ve Gretel de yine bir cadının çocukları fırında kızartmaya çalışması, diğer cadılar, büyücüler vs. vs.. Ayrıca dikkatimi çeken diğer konu da cadılar, caniler, kötü kalpliler, büyücüler vs. hepsi “kadın” Kadınların bu şekilde lanse edilmesi de bence çok kötü. Sanırım o yüzden ana karakterimde bir kız çocuk oldu. Güçlü, kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir kız.

Düşünsenize bu masallar çocuklarımıza iki buçuk üç yaşından itibaren anlatılıyor. Tevekkeli boşuna psikologlar hastalarını çocukluklarına döndürmüyor. Küçücük beyinlere neler yüklüyoruz. Ben de kendi hikayemi kendim yazmaya karar verdim ve Selina’nın Maceraları doğdu. Selina karakteri Nehir’in küçüklüğü. Maceralarda kısmen kendi yaşadıklarımız.

2- Kaç yaşındaki çocuklar için kitabın uygun olduğunu düşünüyorsunuz? Pedagog onayı var mı?

Yazı boyutu ve hikaye daha çok ilkokul 1. Sınıf ikinci dönem

ve 2. Sınıflara uygun. Daha küçük yaş grupları ise resimlerine bayılıyor. Bana sorarsanız 3,5 yaşından itibaren anne, babalar çocuklarına okuyup, resimlerle anlatabilirler. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Mezunu Funda Topaloğlu tarafından onaylandı.

3- Kızım ilk duyduğunda Selina ismini çok değişik buldu. Nasıl bu isme karar verdiniz?

İsim Nehir’in önerisi. Aklımızda 5 tane isim vardı. Hepsi

için Nehir’in sınıfında bir anket yaptık ve çocukların en çok beğendiği isim “Selina” oldu. Yani Selina ismini çocuklar seçti. Nehir seçti.

4- Ayrıca okurken resimlere bayıldı. Kitabın resimleme aşaması Aygül Öveç Avcı tarafından gerçekleştirilmiş. Bu kitapta birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Hikayeleri yazdıktan sonra bunları istediğim şekilde

resimleyebilecek bir grafiker arayışına girmiştim ki aklıma bionluk sitesi geldi. Evreka!!! Tamamen tesadüfen şu anda kader birliği yaptığım ve Selina’yı birlikte yarattığımız sevgili arkadaşım Aygül Öveç ile tanıştım. Selina oluşana kadar bana öyle sabır gösterdi ki… Selina nerelerden bu hale geldi inanamazsınız. İlk başta hayalim kırmızı kıvırcık saçlı, mavi gözlü afacan bir kızdı . Daha sonra orası öyle mi olsaydı, burası böyle mi olsaydı derken geldiğimiz nokta bu :) Nehir’in 3 yaşlarında bir fotoğrafından ilham aldık.